Melal
Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz. — Ahmet Haşim
Kategori
Az sözle çok şey.
Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz. — Ahmet Haşim
Büyük acılar geçer, herkes bilir. Asıl ince sızılar kalır; bir koku, bir şarkı, adını anmadan.
Her eylül bir kapı kapanır içimde, yaz gider, sen gidersin. Yapraklar düşerken fark ederim: en çok giderken güzelsin.
Gül, dikeniyle küsmez; bekler, açar, solar, yine bekler. Sevmek de öyle bir sabır; yaralana yaralana.
Bedava yaşıyoruz, bedava; Hava bedava, bulut bedava; Dere tepe bedava; Yağmur çamur bedava... — Orhan Veli Kanık
Herkes uyurken ben yazarım, şehrin bütün sırlarını. Bir lamba, bir ben, bir de söylenmemiş cümlelerin ağırlığı.
Kalabalık bir caddede kendi adımı unuttum. Herkes bir yere yetişiyor, ben sadece duruyorum. Bir vitrine baktım, yansımam bana yabancıydı.
Bir kitabın arasında kurumuş bir yaprak buldum. Kim koydu, ne zaman, bilmiyorum; ama biri, bir şeyi saklamak istemiş burada.
Dallarım rüzgârda, köküm toprakta. Ne kadar savrulursam savrulayım bir yere bağlıyım; işte bu yüzden ayaktayım.
Perdeyi araladım, ışık içeri düştü. Dün ne kadar ağır olsa da sabah hep yeniden başlıyor; buna hâlâ inanıyorum.
Yağmur başladığında herkes koştu, ben durdum. Islanmak da bir cesaret, sevmek gibi.
Uzakta bir liman, sönük ışıklarıyla bekliyor. Gitmek isteyen her gemi bir gün döner sanır; kimi döner, kimi ışık olur.