Görünmez Olmak
bir odaya girdiğimde kimse fark etmiyormuş gibi hissediyorum. konuşuyorum, sözüm havada kalıyor. belki de en çok korktuğum şey bu: bir gün gerçekten görünmez olmak.
Toplulukta dolaş, sana dokunan satırlara denk gel.
bir odaya girdiğimde kimse fark etmiyormuş gibi hissediyorum. konuşuyorum, sözüm havada kalıyor. belki de en çok korktuğum şey bu: bir gün gerçekten görünmez olmak.
En uzak mesafe iki şehir değil, yan yana oturup birbirine bir şey söyleyememektir.
aslında ne yapmam gerektiğini biliyorum. herkese soruyorum ama içimden gelen sesi duymazdan geliyorum, çünkü doğru olan zor olan. biraz daha erteleyeceğim galiba.
herkes bir şeyler taşıyor. gülen yüzlerin arkasında görmediğimiz yükler var. bu yüzden kimseyi çabuk yargılamamalı; sırtındakini bilmiyoruz.
yıllar önce birini çok kırdım ve özür dileyemedim, gururum tuttu. o kişi artık hayatımda değil ama o özür hâlâ içimde. bazen boşluğa 'özür dilerim' diyorum, duyan yok.
İnsan bazen kendisini bir yere ait hissedemeyebilir, evet. Bazen bulunduğu yerde ne eksiktir, ne fazladır bilmiyordur. Sadece içinde bir şey yerine oturmuyordur. Her şey dışarıdan bakıldığında olması…
yine bu saatteyim, herkesin uyuduğu saatte. gece bana ait sanki; kimse istemiyor bu saatleri, ben topluyorum. sessizlik burada daha yüksek konuşuyor.
sabaha karşı en dürüst hâlim ortaya çıkıyor. gündüz herkese güçlüyüm diyorum ama şu saatte yalnızca yorgunum. birine sarılıp hiçbir şey söylememek istiyorum, o kadar.
Sevmek nedir? Birini sevmek, onunla aynı hayatı istemek midir yalnızca? Yoksa iki insanın, dünyanın bütün gürültüsünden uzakta kendilerine ait küçük bir dünya kurmaya cesaret etmesi mi? Peki iki insan…
eski bir fotoğrafı hâlâ cüzdanımda taşıyorum. yıllar oldu, o insan da gitti ama fotoğraf duruyor. çıkarıp atmaya her seferinde elim gitmiyor. sanki atınca bir parçam da gidecek.
her on dakikada bir telefonuma bakıyorum, bir mesaj gelmiş mi diye. gelmiyor. kimseyi beklemiyorum aslında ama umut işte, susmuyor. bunu kimseye söyleyemem, gülünç olurum.