Keşke
babama 'seni seviyorum' demeden kaybettim. o kuşak öyle değildi, ben de öyle olamadım. şimdi mezarında söylüyorum ama duyan yok.
Toplulukta dolaş, sana dokunan satırlara denk gel.
babama 'seni seviyorum' demeden kaybettim. o kuşak öyle değildi, ben de öyle olamadım. şimdi mezarında söylüyorum ama duyan yok.
uzun zamandır ilk defa iyiyim. büyük bir şey olduğu için değil, sadece bugün nefes almak kolaydı. bunu bile itiraf etmek garip geliyor.
eskiden çok gülen bir çocuktum. o çocuğu ne zaman kaybettim bilmiyorum. aynaya bakıyorum, tanıdık ama yabancı. onu geri istiyorum.
sevgili eski ben, üzülme, hepsi geçecek dediklerinde sana inanmamıştın ya, haklıymışlar. geçti. hâlâ izi var ama artık acıtmıyor. o yüzden bu kadar sıkı tutunma, bırak biraz. seni bekleyen güzel…
itiraf etmek zayıflık değil, en büyük cesaret. içindekini söylemek, yargılanmayı göze almak... belki de kendimize itiraf edemediğimiz için başkalarına da edemiyoruz.
bütün gün yağdı. camın kenarına oturup çay içtim, kimseyi aramadım kimse de aramadı. eskiden bu beni üzerdi, artık üzmüyor. yağmurun sesi yeterli bir arkadaş.
Bedava yaşıyoruz, bedava; Hava bedava, bulut bedava; Dere tepe bedava; Yağmur çamur bedava... — Orhan Veli Kanık
ışıkları kapatınca ev bambaşka oluyor. kendi kalp atışımı duyuyorum. yalnızlık sessizlik değil, bu küçük seslerle baş başa kalmakmış.
kendime kızgınım. hayır diyemediğim, sınır koyamadığım, herkesi memnun etmeye çalışırken kendimi kaybettiğim için. artık yeter demek istiyorum ama diyemiyorum.
hâlâ o şarkı çalınca duruyorum. kimseye söylemedim ama iki yıl oldu ve hâlâ aynı yerde takılı kaldım. herkes unut diyor, unutmak da bir yetenekmiş, bende yok.
Sevelim, sevilelim; dünya kimseye kalmaz. — Yunus Emre