Küçük Şeyler
bugün otobüste yaşlı bir teyze bana yer verdi ve gün boyu gülümsedim. mutluluk büyük şeylerde değilmiş; bir iyilik, bir gülümseme, sıcak bir çay. yeter de artar.
Toplulukta dolaş, sana dokunan satırlara denk gel.
bugün otobüste yaşlı bir teyze bana yer verdi ve gün boyu gülümsedim. mutluluk büyük şeylerde değilmiş; bir iyilik, bir gülümseme, sıcak bir çay. yeter de artar.
Kaybetmekten korkacağın tek şey, Allah'ın rızası olsun. Geriye kalan her şey, zaten kaybolmaya mahkum.
babamla bir odada sessizce oturuyoruz, televizyon açık. ikimiz de bir şeyler söylemek istiyoruz ama beceremiyoruz. bu sessizlik sevgisizlik değil, sadece dilini bulamamış bir sevgi.
Nedir ki sevmek, gözlerine her baktığında ilk kez görüyormuş gibi heyecanlanmak mı, yoksa onun mutluluğunu kendi mutluluğun kadar içten dilemek mi? Eğer böyleyse şüphen olmasın, bir kez tereddüt etmed…
Kitap okuyorum, dini bir kitap. Kalemle işaretlediğim yerler var, “Göğüslerinizin içindekini (kalbinizdekileri) saklasanız da, açığa vursanız da Allah onu bilir.” (Al-i İmran suresi, 29.ayet) ve bir h…
işe giderken hâlâ o sokaktan geçiyorum, oysa daha uzun bir yol. neden, biliyorum ama kendime söylemiyorum. bazı alışkanlıklar aslında gizli bir özlem.
valizim yarı dolu, aylardır öyle duruyor. ne gidebiliyorum ne kalabiliyorum. bu şehir beni tüketiyor ama tanıdık; bilinmeyen ise korkutuyor. bir karar vermem lazım artık.
şehirde yıldız göremiyorsun artık. çocukken sayardık, şimdi gökyüzü turuncu bir sis. belki de büyümek bu; baktığın yerde eskisi kadar çok yıldız görememek.
anneannemin sesini unutmaya başladım ve bu beni çok korkutuyor. yüzünü hatırlıyorum ama sesi siliniyor. keşke bir kaydı olsaydı. bazı şeylerin kıymetini giderken anlıyoruz.
veda etmeyi hiç öğrenemedim. hep yarım bıraktım, arkama bakmadan gittim ki acımasın. ama kaçtığım her veda, içimde kapanmamış bir kapı olarak kaldı.
uzun zamandır ilk kez birine bu kadar bağlandım ve itiraf edeyim, korkuyorum. güzel bir şeyin bozulmasından korkmak da bir tuhaf. ama iyi ki, canlı hissediyorum.