Boşluğu Doldurmak
her sessizliği doldurmak zorunda değiliz. bazen iki kişi hiç konuşmadan da anlaşır. en derin sohbetler kelimelerin bittiği yerde başlar.
her sessizliği doldurmak zorunda değiliz. bazen iki kişi hiç konuşmadan da anlaşır. en derin sohbetler kelimelerin bittiği yerde başlar.
İçime bir duvar ördüm, tuğla tuğla, yıllarca. Şimdi kimse giremiyor, ama ben de çıkamıyorum.
her sessizliği doldurmak zorunda değiliz. bazen iki kişi hiç konuşmadan da anlaşır. en derin sohbetler kelimelerin bittiği yerde başlar.
herkes bir şeyler taşıyor. gülen yüzlerin arkasında görmediğimiz yükler var. bu yüzden kimseyi çabuk yargılamamalı; sırtındakini bilmiyoruz.
istasyonun bekleme salonunda oturuyordu. treni gelmeyecekti aslında, biliyordu. sadece gidenleri izlemek için geliyordu buraya. bazen gitmek değil, gidenleri seyretmek yetiyor insana.
her şey çok hızlı. yürürken bile koşuyoruz. bi gün durup etrafına baksana. o hep 'sonra' dediğin şeyler aslında şimdi oluyor ve geçiyor.
içimde biriken ne varsa kağıda döktüğümde bir yük kalkıyor omuzlarımdan. kimseye anlatamadığın şeyi bir deftere anlatabiliyorsun, o hiç yargılamıyor. belki de terapi biraz bu, kendi kendine dürüst…
son vapuru kaçırdığında hep aynı şeyi düşünürdü: bazı şeyler bir daha geri gelmiyor. iskelede tek başına kaldı. deniz sakindi, o değildi. cebinden bir sigara çıkardı, yakmadı, sadece elinde tuttu.…
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. — Mevlânâ