Az
Az konuş, çok dinle. Az sahip ol, çok sev. Geri kalanı rüzgâra bırak.
Toplulukta dolaş, sana dokunan satırlara denk gel.
Karanlık ne kadar uzun olursa olsun, sabah gizlice yaklaşıyor.
yine bu saatteyim. şehir uyuyor, ben uyanığım. gece insanı kendiyle baş başa bırakıyor, kaçış yok. ama bir yandan en dürüst anlarım bunlar.
gündüz herkese iyiyim diyorum. geceleri ise yastığa gömülüp sessizce ağlıyorum. kimse bilmiyor. belki de en büyük yalanım 'iyiyim' demek.
yıllardır aynı insanı seviyorum ve o bunu hiç bilmeyecek. her gün yanından geçiyorum, gülümsüyorum, hiçbir şey belli etmiyorum. bazen düşünüyorum, ya söyleseydim? ama korku hep bir adım önümde.
cebinde hâlâ eski evin anahtarı vardı. kapı çoktan başkasınındı ama o anahtarı atamadı. bazı kapılar kapanır, ama anahtarları bizde kalır.
bütün gün yağdı. camın kenarına oturup çay içtim, kimseyi aramadım kimse de aramadı. eskiden bu beni üzerdi, artık üzmüyor. yağmurun sesi yeterli bir arkadaş.
anneme sarılamıyorum. sevmiyorum değil, tam tersi çok seviyorum ama araya bir mesafe girdi bir yerde ve nasıl kapatacağımı bilmiyorum. o da bekliyor sanki, ben de. ikimiz de susuyoruz.
Adını hâlâ aynı yumuşaklıkla telaffuz ediyorum, duyamasan da.
iki yıl oldu ve hâlâ telefonumdaki numarasını silemedim. arayacakmışım gibi değil, sadece dursun diye. silince gerçekten gitmiş olacak sanki.
kimseye söyleyemedim ama galiba aşık oldum. telefonum her titrediğinde o mu diye bakıyorum, gülünç. koca insanım, bir mesaj için bekliyorum. ama iyi ki, uzun zamandır bu kadar canlı hissetmemiştim.
bu şehirde kalmak beni tüketiyor ama gitmek de korkutuyor. tanıdık bir mutsuzluk mu, bilinmez bir umut mu? çantam hep yarı dolu duruyor, ne gidebiliyorum ne yerleşebiliyorum.