Uykusuz
yine bu saatte uyanığım. herkes uyuyor, şehir sessiz. sadece ben ve tavandaki gölgeler. gece yarısı düşünceleri hep daha ağır oluyor, neden bilmiyorum.
Toplulukta dolaş, sana dokunan satırlara denk gel.
yine bu saatte uyanığım. herkes uyuyor, şehir sessiz. sadece ben ve tavandaki gölgeler. gece yarısı düşünceleri hep daha ağır oluyor, neden bilmiyorum.
Adını anınca çoğalır umut, Kalbimde filizlenir en güzel bulut. Sen varsan zamanın rengi değişir, Aşkınla tamamdır yarım kalan yurt. -KDG
Zulüm nedir? İnsan hangi şartlarda zulüm görür? Veyahut neden biri diğerine zulmeder? Peki zulüm dediğimiz şey, sadece birinin diğerine yaptığı eylem midir? İnsan, kendisine de zulmedebilir mi? Evet,…
Gitmek bir eylem, doğru..Lakin insan gidince ne hisseder? Nedir gidişinin sebebi, bazı gidişler kalamayıştan mı ibarettir? Unutmak peki, gidişin hangi kısmında? İnsan gittiği gün unutabilir mi? Kaygıl…
gece üçte uyanık olan bir tek ben değilim, biliyorum. bu saatte bütün şehir gizli bir kulüp gibi; uyuyamayanların sessiz ortaklığı. birbirimizi görmüyoruz ama aynı tavana bakıyoruz.
yine gözüme uyku girmiyor. tavana bakıp bütün hayatımı bir film gibi izliyorum. yaptığım hatalar, söyleyemediğim sözler, gidip de dönmeyenler... gece insanı kendiyle baş başa bırakıyor, kaçış yok.
saat gece üçü geçiyor yine uyuyamadım. bu saatlerde her şey daha dürüst oluyor sanki. gündüz taktığımız maskeler düşüyor. keşke insanlar birbirine hep bu saatteki gibi konuşsa.
herkes uyurken ben tavana bakıyorum. gündüz bastırdığım ne varsa gece geri geliyor. sabaha karşı uyuyup güne yorgun başlıyorum. ilk defa buraya yazıyorum bunu.
Şehir uyurken uyanık kalan tek şey, söylenmemiş cümlelerdi.
gündüz herkes bir rol oynuyor. güçlü görün, mutlu görün, idare et. ama gece olunca, ışıklar sönünce maskeler de düşüyor. en dürüst itiraflar hep gece yarısı yazılır. çünkü karanlık, yargılamıyor.
yine bu saatteyim. şehir uyuyor, ben uyanığım. gece insanı kendiyle baş başa bırakıyor, kaçış yok. ama bir yandan en dürüst anlarım bunlar.