Kök
Dallarım rüzgârda, köküm toprakta. Ne kadar savrulursam savrulayım bir yere bağlıyım; işte bu yüzden ayaktayım.
Toplulukta dolaş, sana dokunan satırlara denk gel.
Dallarım rüzgârda, köküm toprakta. Ne kadar savrulursam savrulayım bir yere bağlıyım; işte bu yüzden ayaktayım.
son otobüste sadece ikisi vardı; ikisi de birbirine bakmadı. belki aynı yalnızlığı taşıyorlardı, belki de sadece yorgundular. otobüs durdu, biri indi, diğeri camdan baktı.
Perdeyi araladım, ışık içeri düştü. Dün ne kadar ağır olsa da sabah hep yeniden başlıyor; buna hâlâ inanıyorum.
yazmak benim için bir düğümü çözmek gibi. kafamdaki karmaşa, kağıda dökülünce sıraya giriyor. iyi yazar mıyım bilmiyorum ama yazınca daha az kayboluyorum.
boş vakit diye bir şey yokmuş aslında, sadece neye vakit ayırdığımız varmış. hiçbir şey yapmadan oturmak da bir seçim, hem de en zoru.
bir öğretmenim vardı, en zor günümde bana inanmıştı. hiç teşekkür edemedim, sonra kaybettik. keşke bir kez daha görsem de sadece 'sağ ol' desem.
Yağmur başladığında herkes koştu, ben durdum. Islanmak da bir cesaret, sevmek gibi.
konuşmak bazen kolay, asıl zor olan doğru yerde susabilmek. söylenmeyen her söz kaybedilmiş sayılmaz; bazıları tam da söylenmediği için değerli.
kalabalık ortamlarda nefesim daralıyor, kimse bilmiyor. gülümseyip 'iyiyim' diyorum ama içimden bir an önce çıkmak istiyorum. bunu ilk defa buraya yazdım.
Uzakta bir liman, sönük ışıklarıyla bekliyor. Gitmek isteyen her gemi bir gün döner sanır; kimi döner, kimi ışık olur.
okumak kaçış mı, yoksa asıl hayata dönüş mü, hâlâ karar veremedim. bir kitabın içine girdiğimde dışarısı susuyor. belki de kaçış değil, sadece daha sessiz bir oda arıyorum.