Nöbet
yine bu saatteyim, herkesin uyuduğu saatte. gece bana ait sanki; kimse istemiyor bu saatleri, ben topluyorum. sessizlik burada daha yüksek konuşuyor.
Toplulukta dolaş, sana dokunan satırlara denk gel.
yine bu saatteyim, herkesin uyuduğu saatte. gece bana ait sanki; kimse istemiyor bu saatleri, ben topluyorum. sessizlik burada daha yüksek konuşuyor.
sabaha karşı en dürüst hâlim ortaya çıkıyor. gündüz herkese güçlüyüm diyorum ama şu saatte yalnızca yorgunum. birine sarılıp hiçbir şey söylememek istiyorum, o kadar.
Sevmek nedir? Birini sevmek, onunla aynı hayatı istemek midir yalnızca? Yoksa iki insanın, dünyanın bütün gürültüsünden uzakta kendilerine ait küçük bir dünya kurmaya cesaret etmesi mi? Peki iki insan…
eski bir fotoğrafı hâlâ cüzdanımda taşıyorum. yıllar oldu, o insan da gitti ama fotoğraf duruyor. çıkarıp atmaya her seferinde elim gitmiyor. sanki atınca bir parçam da gidecek.
her on dakikada bir telefonuma bakıyorum, bir mesaj gelmiş mi diye. gelmiyor. kimseyi beklemiyorum aslında ama umut işte, susmuyor. bunu kimseye söyleyemem, gülünç olurum.
Bir insanın hayatında henüz küçücük bir zaman, ama bazı kalplerde koca bir ömür kadar uzun. Yirmi dört ay önce henüz hiçbir şey bilmiyordun. Dünyanın nasıl bir yer olduğunu, insanların neden bazen sus…
Aşk yaşandığı kadar değil, insanın içinde bıraktığı kadar büyüktür.
Bir gün daha geçti, peki ne değişti? Bir gün daha bitti, ama insanın içinde hiçbir şey bitmedi. Dile kolay, günler birbirini kovalıyor. Takvimde sayfalar eksiliyor, saatler birbirini tüketiyor, gecele…
Gözlerin günümü aydınlatan güneş gibi, Sesin içimde saklı kalan bir şarkı gibi, Sen kalbimin hiç dinmeyen baharı gibi, Ben sana yazılmış eski bir şiir gibi. -KDG
Geç kalmak nedir? İnsan neye geç kalır? Birine mi, bir yere mi, bir karara mı? Yoksa asıl geç kaldığını, artık hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini düşündüğü anda mı anlar? Peki gerçekten her şey için geç…
Kalp deniz, dil kıyıdır. Denizde ne varsa kıyıya o vurur.