Geçmişe Mektup
sevgili eski ben, üzülme, hepsi geçecek dediklerinde sana inanmamıştın ya, haklıymışlar. geçti. hâlâ izi var ama artık acıtmıyor. o yüzden bu kadar sıkı tutunma, bırak biraz. seni bekleyen güzel…
Toplulukta dolaş, sana dokunan satırlara denk gel.
sevgili eski ben, üzülme, hepsi geçecek dediklerinde sana inanmamıştın ya, haklıymışlar. geçti. hâlâ izi var ama artık acıtmıyor. o yüzden bu kadar sıkı tutunma, bırak biraz. seni bekleyen güzel…
o şarkı çalınca hâlâ durup kalıyorum. üç yıl oldu. herkes 'unutursun' dedi; unutmak da bir yetenekmiş, bende yok.
sevgili dostum, aramıza şehirler girdi ama sen hâlâ en yakınımsın. bazen bir şey anlatmak için telefonu elime alıyorum, sonra gülümseyip bırakıyorum; sen zaten biliyorsun. uzaklık dostluğu değil,…
hâlâ o şarkı çalınca duruyorum. kimseye söylemedim ama iki yıl oldu ve hâlâ aynı yerde takılı kaldım. herkes unut diyor, unutmak da bir yetenekmiş, bende yok.
İçimde bir sürü söz, hepsi kapının önünde bekliyor. Ama ben kapıyı hiç açmadım, korktum çıkarlarsa geri dönemem diye.
eskiden çok gülen bir çocuktum. o çocuğu ne zaman kaybettim bilmiyorum. aynaya bakıyorum, tanıdık ama yabancı. onu geri istiyorum.
babama 'seni seviyorum' demeden kaybettim. o kuşak öyle değildi, ben de öyle olamadım. şimdi mezarında söylüyorum ama duyan yok.
telefonumda hâlâ kayıtlı bir numara var, aramayacağımı bile bile silemiyorum. silince gerçekten bitmiş olacak sanki. bazen sadece 'var olması' yetiyor insana.
Adını hâlâ aynı yumuşaklıkla telaffuz ediyorum, duyamasan da.
iki yıl oldu ve hâlâ telefonumdaki numarasını silemedim. arayacakmışım gibi değil, sadece dursun diye. silince gerçekten gitmiş olacak sanki.
Büyük acılar geçer, herkes bilir. Asıl ince sızılar kalır; bir koku, bir şarkı, adını anmadan.
Her eylül bir kapı kapanır içimde, yaz gider, sen gidersin. Yapraklar düşerken fark ederim: en çok giderken güzelsin.