Babama
babamla hiç doğru düzgün konuşamadık. ikimiz de sevgiyi göstermeyi bilmedik. şimdi yaşlandı, ben büyüdüm ama aramızdaki o sessizlik hâlâ orada. keşke bir cümle kurabilsem.
Toplulukta dolaş, sana dokunan satırlara denk gel.
babamla hiç doğru düzgün konuşamadık. ikimiz de sevgiyi göstermeyi bilmedik. şimdi yaşlandı, ben büyüdüm ama aramızdaki o sessizlik hâlâ orada. keşke bir cümle kurabilsem.
Büyük acılar geçer, herkes bilir. Asıl ince sızılar kalır; bir koku, bir şarkı, adını anmadan.
babama 'seni seviyorum' diyemeden büyüdüm, o da bana. o kuşak öyleydi, ben de öyle oldum. şimdi telefonda sesini duyunca boğazım düğümleniyor, yine diyemiyorum.
sevgili eski ben, üzülme dediklerinde inanmamıştın ya; geçti işte. izi kaldı ama artık acıtmıyor. bu kadar sıkı tutunma, biraz bırak. seni bekleyen güzel günler sandığından yakın.
Giden her şey bir iz bırakır; kimi bir koku, kimi bir şarkı, kimi de hiç kapanmayan bir kapı.
annemin ellerine bakıyorum son zamanlarda; yorulmuşlar. bir gün o eller olmayacak diye düşününce içim ürperiyor. keşke daha çok sarılsam, keşke daha az tartışsak.
baba evine gidince hâlâ çocuk oluyorum. o kokular, o eşyalar... büyüdüm sandığım her şey orada eriyor. bir gün o ev olmayacak ve ben nereye sığınacağım, bilmiyorum.
sevgili dostum, aramıza yıllar ve şehirler girdi ama sen hâlâ en yakınımsın. bazen bir şey anlatmak için telefonu elime alıp gülümsüyorum; sen zaten biliyorsun. uzaklık dostluğu değil, sadece mesafeyi…
Büyük acılar geçer, herkes bilir. Asıl ince sancılar kalır; adını anmadan, bir köşede, sessizce.
telefonumda aramayacağımı bildiğim bir numara var. silmek istiyorum ama parmağım gitmiyor. silince gerçekten bitecek sanki; bazen var olması yetiyor insana.
annemin ellerine bakıyorum son zamanlarda; yorulmuşlar. bir gün o eller olmayacak diye düşününce içim ürperiyor. keşke daha çok sarılsam, keşke daha az tartışsak.