İhtirâk
İnsan ne zaman başlar hakikati aramaya? Her şeyin cevabını bildiğini sandığında mı, yoksa bildiklerinin hiçbir şeye yetmediğini anladığında mı? Belki de yolculuk, insanın kendine biçtiği bütün sıfatla…
Toplulukta dolaş, sana dokunan satırlara denk gel.
İnsan ne zaman başlar hakikati aramaya? Her şeyin cevabını bildiğini sandığında mı, yoksa bildiklerinin hiçbir şeye yetmediğini anladığında mı? Belki de yolculuk, insanın kendine biçtiği bütün sıfatla…
bana en zor günümde destek olan birine doğru düzgün teşekkür edemedim. araya zaman girdi, utanç girdi. şimdi aklıma geldikçe içimden 'sağ ol' diyorum, duymuyor ama ben rahatlıyorum biraz.
baba evine gidince hâlâ çocuk oluyorum. o kokular, o eşyalar... büyüdüm sandığım her şey orada eriyor. bir gün o ev olmayacak ve ben nereye sığınacağım, bilmiyorum.
nehir engele takılınca durmuyor, kenarından dolanıyor. biz insanlar takılıp kalıyoruz. akmayı ondan öğrenmeli; direnmeden ama teslim de olmadan.
bir kelime insanı ayağa kaldırabilir de yıkabilir de. o yüzden dikkatli seçmeli. hafifçe söylenen bir söz, karşıdakinde yıllarca yankılanabilir.
belki mutlu değilim, sadece alıştım. rutin güvenli hissettiriyor ama içimde bir ses sürekli 'bu kadar mı' diye soruyor. değiştirmeye cesaretim var mı, bilmiyorum.
dibe vurduğumda fark ettim ki çıkılacak tek yön yukarı. baştan başlamak pes etmenin değil, pes etmemenin adı. her son, görünmez bir başlangıç taşır içinde.
haksızlığa uğradığımda sesimi çıkaramıyorum, sonra günlerce kendimle kavga ediyorum: 'şöyle deseydim' diye. susmak da bir seçim ama bana hep pahalıya patlıyor.
gece üçte uyanık olan bir tek ben değilim, biliyorum. bu saatte şehir gizli bir kulüp gibi; uyuyamayanların sessiz ortaklığı. birbirimizi görmüyoruz ama aynı tavana bakıyoruz.
bana açıldığında ben de aynısını hissediyordum ama korktum, 'düşüneyim' dedim. o da uzaklaştı. doğru insanı yanlış cesaretle kaybetmek en çok acıtanı. hâlâ pişmanım.
sevgili dostum, aramıza yıllar ve şehirler girdi ama sen hâlâ en yakınımsın. bazen bir şey anlatmak için telefonu elime alıp gülümsüyorum; sen zaten biliyorsun. uzaklık dostluğu değil, sadece mesafeyi…
duymak kolay, dinlemek zor. çoğu kavga aslında iki kişinin de sadece duyulmak istemesinden çıkıyor. birini gerçekten dinlemek, ona verilebilecek en sessiz hediyedir.