Keşke
babama 'seni seviyorum' demeden kaybettim. o kuşak öyle değildi, ben de öyle olamadım. şimdi mezarında söylüyorum ama duyan yok.
Toplulukta dolaş, sana dokunan satırlara denk gel.
babama 'seni seviyorum' demeden kaybettim. o kuşak öyle değildi, ben de öyle olamadım. şimdi mezarında söylüyorum ama duyan yok.
eskiden çok gülen bir çocuktum. o çocuğu ne zaman kaybettim bilmiyorum. aynaya bakıyorum, tanıdık ama yabancı. onu geri istiyorum.
hâlâ o şarkı çalınca duruyorum. kimseye söylemedim ama iki yıl oldu ve hâlâ aynı yerde takılı kaldım. herkes unut diyor, unutmak da bir yetenekmiş, bende yok.
iki yıl oldu ve hâlâ telefonumdaki numarasını silemedim. arayacakmışım gibi değil, sadece dursun diye. silince gerçekten gitmiş olacak sanki.
telefonumda hâlâ kayıtlı bir numara var, aramayacağımı bile bile silemiyorum. silince gerçekten bitmiş olacak sanki. bazen sadece 'var olması' yetiyor insana.
o şarkı çalınca hâlâ durup kalıyorum. üç yıl oldu. herkes 'unutursun' dedi; unutmak da bir yetenekmiş, bende yok.
tam söyleyecektim, kelimeler boğazımda düğümlendi. sonra o gitti, ben sustum. en çok söyleyemediğim şeyler ağırlaştırıyor içimi.
babamla hiç doğru düzgün konuşamadık. ikimiz de sevgiyi göstermeyi bilmedik. şimdi yaşlandı, ben büyüdüm ama aramızdaki o sessizlik hâlâ orada. keşke bir cümle kurabilsem.
babama 'seni seviyorum' diyemeden büyüdüm, o da bana. o kuşak öyleydi, ben de öyle oldum. şimdi telefonda sesini duyunca boğazım düğümleniyor, yine diyemiyorum.
annemin ellerine bakıyorum son zamanlarda; yorulmuşlar. bir gün o eller olmayacak diye düşününce içim ürperiyor. keşke daha çok sarılsam, keşke daha az tartışsak.
baba evine gidince hâlâ çocuk oluyorum. o kokular, o eşyalar... büyüdüm sandığım her şey orada eriyor. bir gün o ev olmayacak ve ben nereye sığınacağım, bilmiyorum.
telefonumda aramayacağımı bildiğim bir numara var. silmek istiyorum ama parmağım gitmiyor. silince gerçekten bitecek sanki; bazen var olması yetiyor insana.