Doğru Zaman
hep 'doğru zamanı bekliyorum' dedim. işi değiştirmek için, konuşmak için, gitmek için. ama doğru zaman diye bir şey yokmuş; sadece ertelediğim anlar varmış.
Toplulukta dolaş, sana dokunan satırlara denk gel.
hep 'doğru zamanı bekliyorum' dedim. işi değiştirmek için, konuşmak için, gitmek için. ama doğru zaman diye bir şey yokmuş; sadece ertelediğim anlar varmış.
hayatımla ilgili büyük bir kararı haftalardır erteliyorum. herkese danıştım ama asıl korktuğum kendi sesim. sanırım cevabı biliyorum, sadece duymak istemiyorum.
belki mutlu değilim, sadece alıştım. rutin güvenli hissettiriyor ama içimde bir ses sürekli 'bu kadar mı' diye soruyor. değiştirmeye cesaretim var mı, bilmiyorum.
bavulum hâlâ yarı dolu duruyor. gitmek mi, kalmak mı bilmiyorum. tanıdık mutsuzlukla bilinmeyen umut arasında sıkışıp kaldım. bir karar, sadece bir karar lazım.
hep 'doğru zamanı bekliyorum' dedim. işi değiştirmek için, konuşmak için, gitmek için. ama doğru zaman diye bir şey yokmuş; sadece ertelediğim anlar varmış.
belki de mutlu değilim, sadece alıştım. rutin güvenli hissettiriyor ama içimde bir şey sürekli 'bu kadar mı' diye soruyor. değiştirmeye cesaretim var mı, bilmiyorum.
valizim yarı dolu, aylardır öyle duruyor. ne gidebiliyorum ne kalabiliyorum. bu şehir beni tüketiyor ama tanıdık; bilinmeyen ise korkutuyor. bir karar vermem lazım artık.
aslında ne yapmam gerektiğini biliyorum. herkese soruyorum ama içimden gelen sesi duymazdan geliyorum, çünkü doğru olan zor olan. biraz daha erteleyeceğim galiba.
bazen ne istediğimi bilmiyorum. bi boşluk var içimde, ne yesem ne yapsam dolmuyor. belki de her boşluk dolmak için değildir, bazıları sadece taşımak içindir.
hayatımla ilgili büyük bir karar var önümde ve haftalardır erteliyorum. herkese danıştım ama asıl korktuğum kendi sesim. belki de cevabı biliyorum, sadece duymak istemiyorum.
bu benim istediğim hayat değil. ne iş ne şehir ne de bu rutin. ama değiştirmeye de cesaretim yok. her sabah aynı yola çıkıyorum ve içimden 'bir gün' diyorum. o gün hiç gelmiyor.
bu şehirde kalmak beni tüketiyor ama gitmek de korkutuyor. tanıdık bir mutsuzluk mu, bilinmez bir umut mu? çantam hep yarı dolu duruyor, ne gidebiliyorum ne yerleşebiliyorum.